MEVSİMLER

Mayıs 2nd, 2009 No Comments   Posted in Tatil-T
Bir zamanlar dört oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarının çok erken karar vermemelerini ve önyargılı olmamalarını sağlamak için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına göndermiş ve ona bakmalarını istemiş.
İlk oğlan kışın gitmis, Ikincisi Ilkbahar, ucuncusu yazin ve sonuncusu sonbaharda. Geri donduklerinde hepsini bir araya cagirmis ve ne gorduklerini sormus.
Ilk Oglan Agacin cok cirkin, yasli ve kupkuru oldugunu soylemis.
Ikinci oglan “Hayir! Cicekleri vardi ve kokusuyla goruntusuyle o kadar muhtesemdi ki daha once hic boyle bir sey gormemistim.” demis.
Ucuncu oglan baska fikirdeydi; agacin meyvelerle dolu, canli ve hayat dolu oldugunu belirtmis.
Sonuncu Oglan hepsinin haksiz oldugunu soylemis, “agac sari,yesil ve rengarenk yapraklarla doluydu ve canliydi.” demis.
Yasli Adam Ogullarina hepsinin hakli oldugunu soylemis. Cunku hepsi farkli mevsimlerde agaci gormeye gitmisti. Onlara bir Agaci veya bir Insani kisa bir sure veya bir donem(mevsim) tanidiktan sonra yargilayamayacaklarini anlatmaya calisti. Ya da neye sahip olup olmadiklarini goremeyeceklerini …
Gercekleri ancak 4 mevsimi de gordukten sonra anlarsiniz .
Eger KISIN vazgecerseniz, Ilkbaharin nimetinden olursunuz, Yazin Guzelliginden ve Sonbaharin butunlugunden de…
Bir mevsimin acisinin, diger guzel mevsimleri parcalamasina izin vermeyin.
Hayatinizi ya da insanlari bir mevsim (bir donem) yuzunden,bir soz ve ya bir bakis yuzunden,
kisa bir anlik sinirle,ofkeyle, tanimadan ve anlamadan yargilamayin…Ön yargili olmayin…

Sevin, çünkü sevmek en güzel şey…

KARGA HİKAYESİ

Mayıs 2nd, 2009 No Comments   Posted in Tatil-T

KISSADAN HİSSE!!!

Seksenine merdiven dayamis yasli baba ile onu ziyarete gelen 45 yasinda ve saygin bir isi olan- oglu salonda oturuyorlardi .

Hal-hatirdan, coluk-cocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oglu susmus, ayrilmanin sinyalini vermisti.

O anda uzerinde oturduklari sedirin yanindaki pencerenin pervazina bir karga kondu. Yasli baba kargaya gulumserek biraz baktiktan sonra ogluna sordu: ‘Bu ne oglum?’

Oglu saskin, cevapladi: ‘o bir karga baba.’

Yasli baba kargaya biraz daha baktiktan sonra yine sordu: ‘Bu ne oglum?’

Oglu daha da saskin, yine cevapladi: ‘Baba, o bir karga’

Karga hala pervazda, komik hareketlerle basini saga sola ceviriyor, basini yan yatiriyor, havaya bakiyor, sonra basini yine onlara ceviriyordu. Yasli baba ucuncu defa sordu: ‘Bu ne?’

Oglunun saskinligi sabirsizliga donmustu: ‘O bir karga baba, uc oldu soruyorsun. Beni isitmiyor musun?’

Yasli baba dorduncu defa da sorunca oglunun sabri tasti ve sesini yukseltti: ‘Baba bunu neden yapiyorsun? Tam dort defadir onun ne oldugunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hala sormaya devam ediyorsun. Sabrimi mi deniyorsun?’

Babasi -yuzunde hala bir gulumseme- yerinden kalkti, iceri odaya gitti ve elinde bir defterle dondu. Bu bir hatira defteriydi. Oturdu, sayfalarini karistirdi ve aradigini buldu. Sevgiyle gulumseye devam ederek sayfasi acik bir vaziyette defteri ogluna uzatti ve o sayfayi okumasini soyledi.

‘Bugun 3 yasindaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanibasimizdaki pencerenin pervazina bir karga kondu. Oglum tam 23 defa onun ne oldugunu sordu. 23 sorusunda da ona sevgiyle sarilarak, onun bir karga oldugunu soyledim. Rahatsiz olmak mi? Hayir! Onun sorusunu masumca tekrar edisi icimi sevgiyle doldurdu.’